| | Create free blog ( Türkçe , Русский , Deutsch , Español )
Yazılar arşiv 07.2008 Diğer girdiler 2008-07 resimler , videolar
 
Jul
20
    
EDA | 20 Temmuz 2008 21:57 | 0 fav | etiket:  

Bazı kadın parfümlerinde kullanılan sentetik pheromone maddesinin erkeklerin ilgisini daha da artırdığı ve ilişkiyi etkilediği saptandı. Araştırmacılar, sentetik pheromone (havayla birleşince uyarıcı etki yaratan kimyasal bir madde) içeren parfüm kullanan kadınlarla erkeklerin daha çok birlikte olduğunu, parfümün uyarıcı ve büyüleyici çekiciliğinin, öpüşme ve ilişkiyi etkilediğini belirledi. Uzmanlar sentetik pheromonenin, seks mıknatısı olduğunu ve kadının seks cazibesini artırdığını belirtiyor.

San Francisco State Üniversitesi?nde yapılan araştırmada, pheromone bulunan normal parfüm kullanan kadınların, içinde pheromone bulunmayan parfüm kullanan kadınlara göre erkeğin daha fazla ilgisini çektiği saptandı. Phoromone bulunan parfüm kullanan kadınların %74′ü, erkeğin ilişkisinin üç kat veya daha fazla artmasını körüklerden, pheromone bulunmayan parfüm kullanan kadınların %23′ünde aynı oran belirlendi.

Pheromone bulunan parfüm kullanan kadınların, erkeğe cinsel açıdandaha çekici geldiği, pheromonenin kokusunun değil güçlü kimyasal etkisinin erkekte seks arzusu yarattığı düşünülüyor. Pheromone bulunan parfüm kullanan kadınların, erkek arkadaşları veya eşleriyle öpüşme, romantik yaklaşma ve okşanma oranının haftada birden 6′ya, sevişme sayısının da birden 4′e çıktığı belirlendi.



 
Jul
20
    
EDA | 20 Temmuz 2008 21:55 | 0 fav | etiket:  
Kıl dönmesi hastalığı Türkiye’de sık görülen bir hastalık. Askerler arasında yapılan bir çalışmada her bin erden ortalama 9’unda görüldüğü saptandı.

Op.Dr.H.Murat Arıdoğan
Hastalık en sık kuyruk sokumu bölgesinde görülse de koltuk altı, göbek çukuru ve genital organlarda da nadiren ortaya çıkıyor.

Kıl dönmesi neden olur?
Önceleri doğuştan bir hastalık olduğu kabul edilirdi. Günümüzde sonradan ortaya çıktığına inanılıyor. Sırt ve baştan dökülen kılların kuyruk sokumu bölgesinde cilt altı yağ dokusu içine girmesi hastalığa yol açar. Derinin içine doğru büyüyen kılların oluşturduğu kıl yuvaları ve ortaya çıkan enfeksiyon hastalıktan sorumlu.

Kıldönmesi riskini artıran faktörler nedir?
Bisiklete veya ata binme gibi egzersizler, uzun süre oturmak, yolculuk yapmak, dar kıyafetler ve aşırı terleme hastalığın oluşumuna zemin hazırlar.

Kimlerde daha sık görülür?
Hastalık erkeklerde, 15-40 yaşları arasındaki kişilerde ve bedeninde daha çok sayıda kıl olan insanlarda daha sık olur. Kilolu erkeklerde görülme şansı daha fazla.17-25 yaşları arasında daha sık görülüyor.

Nasıl tedavi edilir?
Apse lokal anestezi altında cerrahi olarak boşaltılır. Uygun doz ve süre antibiyotik kullanımı ve pansumanlarla 2-3 haftada iyileşir. Hastalığın tedavisinde amaç ciltte görülen deliklerin ve bunlarla bağlantılı cilt altındaki kanalların ameliyatla etrafı normal doku olacak şekilde çıkarılması. Ortaya çıkan boşluğun açık bırakılması ya da kapatılması kararı cerrahın deneyimi ve tercihine göre bazen de ameliyatın seyrine göre değişir. Hastalıklı doku çıkarıldıktan sonra geride kalan boşluk açık bırakılırsa ortalama 2 ayda iyileşir.

Başka yöntemler var mı?
Hastalığın tedavisinde diğer yöntemler yaranın kısmen kapatılması. Karşılıklı kenarların dikilmesi veya deri yamasıyla kapatılması olarak özetlenebilir. Günümüzde en sık tercih edilen yöntem ortaya çıkan boşluğun sağ veya sol kalçadan hazırlanan deri parçasıyla kapatılması esasına dayanan Limberg Flep yöntemi. Bu yöntemin tekrarlama olasılığı yüzde 0-5 arasında. Ameliyattan sonra hastada açık yara bulunmadığı için iyileşme ve işe dönüş daha çabuk oluyor. Kıl dönmesi hastalığının ameliyatsız tedavisi günümüzde mümkün değil. Bazı merkezlerde güçlü yan etkileri bulunan fenol ve gümüş nitrat solüsyonları bu amaçla kullanılıyor. Ancak bu yöntemler tekrarlama olasılığı yüksek olduğundan batı ülkelerinde terkedildi.

Hastalığın tekrarlaması nasıl önlenebilir?
Hastalığın tekrarlamasını önlemek için ameliyat bölgesinin düzenli traş edilerek kılların temizlenmesi ve her gün duş alınmasını tavsiye ediyoruz.


 
Jul
20
    
EDA | 20 Temmuz 2008 21:52 | 0 fav | etiket:  

* ADET ÖNCESİ : Adet kanamasının görüldüğü günden önceki hafta, kanda yükselen progesteron, cinsel isteği birden azaltır. Eşler birbirlerinin özel günlerini bilmeli ve zorlamamalıdır.

* EMZİRME DÖNEMİ: Süt üretimini kontrol eden prolaktin, cinsel isteği azaltır. Bu dönemde süt bezlerinden sütün dışarı atılması için salgılanan bir diğer hormon olan oksitosin, rahim kasılmasına neden olur ve orgazmı sağlayabilir.

* SİGARA: Sigara dumanındaki bir çok kimyasal madde, damarlarda kasılmaya neden olur. Kan akımı bozulan cinsel organlar daha az duyarlı olurlar.

* STRES: Stresli bir günden sonra cinsel istek azalır. Stres nedeni ile kortizol gibi stres hormonları artar. Stres, cinsel yaşamda çok önemli faktörlerden birisidir.

* UYKUSUZLUK: Uykusuzluk halinde stres hormonlarından kortizol salınımı artar. Bu hormonun yüksekliği cinsel istekte azalmaya neden olur.



 
Jul
20
    
EDA | 20 Temmuz 2008 21:50 | 0 fav | etiket:  

Vücuda dışarıdan alınan ilaç, hormon ve bir takım maddelerin cinsel davranışlar üzerinde belli uyarıcı etkileri olabilir. Bazı maddeler libido üzerinde etki yaparak cinsel isteği ya da hazzı değiştirebilirken başkaları, sadece cinsel organların fiziksel tepkilerini farklılaştırır. Ancak bu gibi maddelerin çoğunluğu ne yazık ki cinsel istek ve duyumları çoğaltmaktan çok azaltma yönünde etki yaparlar.
Cinsel uyarı olarak bilinen maddeler`in çoğu beyindeki belli merkezler üzerine etki yaparlar. Bazılarıysa doğrudan doğruya cinsel organları denetleyen sinirler üzerinde uyarıcı olurlar. Ayrıca birtakım ilaç ya da maddeler sarhoşluk, gibi genel bir durum yaratarak cinsel davranış farklılıklarına yol açarlar. Uyarıcı maddeler`in hangi koşullar içinde alındığı da etki açısından önem taşır. Buna en iyi örnek LSD kullananların durumunda görülür. LSD, genellikle cinsel isteği yok edici olarak bilindiği halde bu maddeyi erotik bir ortamda alan ya da maddenin bu özelliğinden habersiz olarak ondan cinsel uyarıcı`lık etkisi uman bireylerde bu tür beklentiler doğrultusunda cinsel isteğin arttığı görülmüştür.

Cinsel uyarıcılar`ın erkekler üzerindeki etkileri günümüzde oldukça iyi bilinmekte, buna karşılık kadınların çoğunun maddeler`e gösterdikleri tepkiler, erkeklerinkine benzer olması tahmin edilerek değerlendirilmektedir. Bunun nedeni, cinsel tepkilerin erkek bedeninde çok daha rahatlıkla ölçülebilir olmasıdır. Bu konuda pek çok araştırma yapılmakla birlikte cinsel uyarıcı olarak tam güvenilir bir takım maddeler henüz bulunamamıştır. Aşık olmanın olağanüstü afrodizyak etkisinin yerini dolduracak herhangi bir kimyasal madde`den söz etmek henüz mümkün değildir. Halk arasında özellikle yaygın inanışlara konu olan adamotu, aslan perisi tozu, gergedan boynuzu gibi etkili olduğu sanılan afrodizyaklardan başka cinsel uyarıcı nitelikleriyle tanınan maddeler;

Alkol. Alkol, beynin merkezleri üzerinde etki yapan bir madde`dir ve tarih boyunca cinsel etkinliği arttırdığı düşünülmüştür. Gerçekte alkol beynin korku ve endişe ile ilgili merkezlerini uyuşturur. Bundan dolayı kişiyi yürekli kılar. Fakat yüksek dozlarda, tanıma ve bilinç işlevlerini sekteye uğratır. En had durumdaysa felç benzeri bir sonuç yaratarak kişiyi tamamıyla duyarsızlaştırır. Shakespeare'in deyişiyle: "İstekleri kışkırtır, fakat etkinliği götürür". Özellikle erkeklerde ciddi alkoliklik sorunu olan kişilerin tamamıyla cinsel iktidarlarını yitirdikleri görülür. "Barbiturat" deyimiyle anlaşılan yatıştırıcı, sakinleştirici ilaçların etkisi de aynen alkole benzer. Bunlar beynin cinsellikle ilgili merkezlerini uyarmazlar, fakat az bir dozda alındıklarında kişiyi kaygılarından ve çekingenlikten kurtardıkları gibi, doz biraz fazlalaştıkça cinsellik de dahil olmak üzere tüm davranışları kısıtlarlar.

Esrar ve Halusinojen maddeler. Halusinojen madde olarak sınıflandırılanlardan LSD, bilinçte ve algılamada çok güçlü değişimler oluşturur. Dolayısıyla cinsel davranışları da etkiler. Kişilerin LSD maddesinin etkisi altındayken yapılan cinsel birleşmeyi "erotik" olarak algıladıkları, ve bütün bu yaşantıyı "ilginç" buldukları gözlenmiştir. Genellikle LSD maddesi bedende kişiden kişiye pek çok farklılıklar içeren tepkiler oluşturur. Fakat kesin olan şudur ki, bu madde insanın erotik duyumlarını pek çok başka duyum ve düşüncelerle birlikte algılamasına yol açar ve cinsel olayı bir uzaklıktan yaşamasına neden olur.

Esrar, çok daha hafif ölçüde halusinojen bir madde`dir. Erotik uyarıcılığı konusunda varılmış kesin bir sonuç olmamakla birlikte birkaç esrar sigarasının cinsel yaşantıya yoğunluk kazandırdığını bildirenler çoktur. Bunlar hafif dozda esrarın kendilerini daha duyumsal, daha tepkisel ve cinsel`liğe daha yatkın hale getirdiklerini söylerler. Bu konuda ve özellikle esrarın adale kasılmaları üzerindeki etkisiyle ilgili olarak araştırmalar yapılmaktadır. Esrarın genellikle kişiyi alkol gibi rahatlatarak erotik duyarlılığını arttırdığı görüşü egemendir.

Amfetamin. Amfetamin, beyin üzerinde etkili bir madde olup cinsel uyarıcı olarak da kabul edilir. Alışkanlığa yol açabilen bu madde özellikle batı toplumlarında yaygın bir şekilde cinsel uyarıcı olarak kullanılmaktadır. Öte yandan ciddi bir amfetamin alışkanlığına kurban olan kişilerin ruhsal bozukluk içine düştükleri ve dolayısıyla cinsellikle ilgilerinin kalmadığı bir gerçektir.

Kokain. Kokain kullananlar, bu madde`nin etkisi altındayken cinsel birleşmenin olağanüstü tatlı bir zevk olduğunu ileri sürerler. Yine bu durumda da çok ciddi bir bedensel alışkanlık oluştuğunda kokain isteği, kişinin cinsel isteğini öldürerek onun yerini almaktadır. Amfetamin gibi kokain kullanımı da ilk başlarda kişide genel bir libido çoğalmasına yol açmakta, cinsel isteğin artışına koşut olarak da cinsel etkinlik derecesi yükselmektedir. Ayrıca, bu etkilerin saptanmasında madden`in damardan alınışının da etkiyi çoğaltan bir etmen olduğu görülür. Fakat madde`nin kullanımı alışkanlık düzeyine vardıktan sonra libidoda genel bir düşüş izlenmeye başlanır.

Androjen. Androjenin hem cinsellik organlarını etkileyen sinirler üzerinde hem de beynin cinsellik merkezleri üzerinde etkisi vardır. Bu, aynı zamanda bilinci değiştirmeksizin ve libido artışının değerini sıfıra indiren başka yan etkiler oluşturmaksızın cinsel güdüyü uyandıran tek madde`dir. Androjen erkeklerde ve kadınlarda davranış bozukluklarına yol açmadan cinsel istek ve etkinliği artırır. Bedende androjen noksanlığından kaynaklanan iktidarsızlık sorununa çözüm getirir. Fakat böyle bir noksanlık söz konusu olmadan alındığında androjen farklı etkiler oluşturabilir. Bazı erkeklerde testosteron şeklinde alınan androjen belli sınırlar içinde libidoyu çoğaltır. Testosteron verilen kadınların cinsel güdülerinde de artış görülür. Bu afrodizyak etkisinden dolayı androjen iktidarsızlık durumlarında bazen ilaç olarak önerilir. Tek sakıncası, bir takım yan etkilere yol açabilmesidir. Örneğin kadınlarda aşırı kullanmanın, sivilceler gibi tepkilere, erkeklerdeyse prostat kanserine neden olduğu izlenmiştir.

Kantarid, idrar yolu ile idrar torbasını tahriş ederek yalancı ereksiyona yol açar. Bir çeşit priapizm olarak nitelendirilen bu durum, erkeğin cinsel organı için bir tehlike oluşturur, tam bir iktidarsızlığa ya da ölüme yol açabilir.

Amil nitrit olarak bilinen ikinci madde ise damar açıcı bir ilaç olup, cinsel organlardaki kan dolaşımını artırmakta, böylece cinsel heyecanı etkilemektedir. Fakat bu ilacın cinsel birleşme sırasında kullanımı yine tehlikeli sonuçlar doğurup ölüme bile neden olabilmektedir.

Bu türden sentetik maddeler`in dışında, doğrudan doğruya hayvanlarda ya da bitkilerden elde edilen bazı geleneksel afrodizyaklar da bulunmaktadır. Bunlar, çok eskiden beri geleneksel toplumlarda cinsel isteği arttırmak amacıyla kullanılan ama kesin etkileri konusunda bilimsel bir kanıt bulunmayan maddeler`dir:

Saparna. Bu bitkinin çeşitli kısımlarından elde edilen karışımlar ilk kez Latin Amerika yerlileri tarafından afrodizyak olarak kullanılmıştır. Saparnadan elde edilen bu karışımlarda çeşitli hormonların bulunduğu saptanmıştır.

Çadıruşağı otu. Bu çok kötü kokulu ve sadece Asya'da yetişen bitkiden elde edilen tonik, Doğu ülkelerinde hem genel bir uyarıcı hem afrodizyak olarak kullanılmıştır.

Ginseng. Çin'de binlerce yıldır ilaç yapımında kullanılan bu ot son yıllarda Batı'da çeşitli biçimlerde üretilmektedir. Genel bir uyarıcı olarak depresyonlara karşı ve enerji vermek amacıyla kullanılan ginseng'in afrodizyak etkileri olduğunu ileri sürenler de vardır.

Meyan kökü. Tıpta yaygın bir kullanım alanı olan bu bitkiden elde edilen tozun maden suyuna karıştırılmasıyla özellikle kadınlarda etkili olan bir afrodizyak elde edildiği söylenmektedir. Meyan kökünün kimyasal yapısıyla cinsiyet hormonları arasında bir benzerliğin bulunduğu saptanmıştır.

Rezene. En eski afrodizyak maddeler`den biri olan rezeneden çay da yapılabilmektedir. Afrodizyaklarda kullanılan, rezenenin tohumudur.

Polen. Genel bir canlılık ve enerji kaynağı olarak yararları hekimlerce de kabul edilen polen (çiçek tozu) erkeklerde prostat bozukluklarını, kadınlardaysa menapoz sorunlarını çözümlemek için kullanılır. Polenin yapısı incelendiğinde, belli ölçüde testosteron ve diğer cinsiyet hormonlarını içerdiği görülmüştür. Bu nedenle son yıllarda afrodizyak olarak kullanımı daha da yaygınlaşmıştır.

Yohimbin. Bu, Afrika'da yetişen yohimbin ağacının kabuklarından elde edilen bir maddedir. Afrodizyak olarak kullanılması vücuttaki kanın cinsel organlara hücum etmesini kolaylaştırmasındandır.

Adamotu. Bu bitkinin kökünün de afrodizyak nitelikte olduğu öne sürülmektedir. Ortaçağda, adamotundan yapılma kemerler, iktidarsızlığı gidermesi amacıyla erkeklerin beline bağlanırdı.

E vitamini. Bu vitamin son yıllarda bir afrodizyak olarak sunulmuşsa da insanın cinsel yaşamı üzerindeki etkisi hakkında herhangi bir bilimsel kanıt yoktur. Ancak, E vitamininin eksikliği, kısırlığa ve cinsel güçsüzlüğe yol açabilmektedir. Buna karşılık E vitamini fazlalığının cinsel isteği arttırdığı yolunda bir kanıt yoktur.

Yiyecekler. Eskiden beri çeşitli toplumlarda değişik yiyeceklerin afrodizyak etkisi olduğu düşünülür. Sığır eti, yumurta ve özellikle yumurta sarısı, soğan ve istiridye bunların başında gelir. Çoğu zaman erkek hayvanların ve özellikle boğaların erbezleri de bir afrodizyak olarak görülür. Bunlar cinsiyet hormonları içerdiği için belli bir etki yapabilirler, ama bu hormonlar büyük bir olasılıkla sindirim sırasında midede tahrip olmakta ve kana karışamamaktadır.

Gergedan boynuzu. Toz haline getirilmiş gergedan boynuzu da Çinliler tarafından kullanılmış ama hiç bir etki yapmadığı saptanmış bir madde`dir.

Testosteron. İnsan vücudunda üretilen en önemli erkek cinsiyet hormonudur. Erkek ve kadınlarda cinsel arzu bu hormona bağlıdır. Bu hormon kadınlara da verilebilmekte, ama çok uzun süre kullanıldığı takdirde kadında bıyık ve kalın ses gibi erkek özelliklerinin belirmesine neden olmaktadır. Testosteron, çoğu ülkelerde ancak reçeteyle satılabilmektedir.

Padişah macunu. Çok sayıda otun ve baharatın karışımından elde edilen bir macun. Belli bir enerji vermesi ve özellikle de içindeki baharatın idrar yollarını ve idrar torbasını güçlü bir biçimde uyarması nedeniyle cinsel organların da uyarılmasını sağladığı bilinmektedir. Ancak sindirim sistemine ve mideye de zararlı olan bu madde`nin aşırı tüketimi, gastrit ve ülsere yol açmaktadır.
Cinsel uyarıcı maddeler ( uyarıcılar uyarici uyaricilar)
Kaynak:gebelik-rehberi.com



 
Jul
20
    
EDA | 20 Temmuz 2008 21:48 | 0 fav | etiket:  

KADINLAR`IN ( KADINLARIN ) CİNSEL ( Seks Sex ) FANTEZİLERİ ! Sanıldığının aksine kadınların da cinsel fantezileri vardır. Erkekler bunu ne kadar görmezlikten gelse, bazı kadınlar da bu fantezileri ne kadar "sapıklık" olarak algılasa da, aslında "fanteziler" seksin tuzu biberidir... O yüzden fantezilerinize kulak verip zaman zaman aklınızdan geçenleri partnerinizle paylaşmaktan çekinmeyin... "Türk kadınlarının cinsel fantezi" örnekleri pek dillendirilmediği için bu hafta yabancı bir yazarın kitabındaki fantezilerden bazılarını yayınlıyoruz. Ama dileyen, yani cesareti olan kadın okurlarımız "cinsel fantezileri"ni paylaşmak isterse, "yatak odası" sayfamızın kapısı her zaman onlara açık!

Herkes hayal kurar, herkesin düşgücü vardır. Cinsel fantezilerde buna dahil. Ama en çok cinsel fanteziler gizlenir, açıklanmaz. Özellikle de kadınlar fantezilerini çok fazla paylaşma yanlısı değildir. Sadece yakın kız arkadaşlarıyla paylaşırlar cinsel fantezilerini... Kocalarına ya da sevgililerine "fantezilerini" anlatmaya korkarlar.

Nancy Friday'in "fantezi" kitabı
"Fanteziler, cinsiyetin gelişimi olarak düşünülmelidir. Bence kadınlar`daki cinsel bilgi potansiyeli, bu gizli tehdit ve güçlü rakip en çok erkekleri rahatsız ediyor". Ünlü yazar Nancy Friday büyük ilgi gören "Benim Gizli Bahçem" adlı kitabının önsözünde böyle diyor.

Farklı sosyal gruplardan, değişik kültürde ve her yaştan kadınla yaptığı sohbetlerde sayısız fanteziyi biraraya getiren Nancy Friday "Benim Gizli Bahçem" adını taşıyan kitabını bu şekilde oluşturmuş. "Kimse kurduğu fantezi nedeniyle suçlanmamalı" diyen Friday'in kitabında birbirinden ilginç "kadın fantezileri" mevcut. İşte bu fantezileri anlatan kadınlar`dan biri ve onun hikayesi....

Sevgilimi yatakta bir doktor olarak hayal ediyordum!
Vicki, 30 yaşında. Bekar. İkinci eşinden yeni ayrılmış. Egzotik görünüşüyle birçok erkeği etkilemesine rağmen, o hep hain yaradılışlı erkekleri tercih ediyor. Şimdi gözlerini çoktan bir sonraki eşin keşfine dikmiş durumda! Fantezisine gelince...


"Son günlerde sevgilimin doktor olduğunu hayal etmeden onunla yatağa giremiyorum. Bu odaklandığım fantezinin seksi gözümde yüceltip yüceltmediği konusunda herhangi bir fikrim yok. Tek bildiğim hayal ettiğim doktorun, başlığı ve maskesiyle biraz kendi doktoruma benzediği... Oysa şimdiye kadar hiçbir doktorla romantik bir ilişki yaşamadım. Tanrı biliyor ki, muayeneler sırasında da tahrik olmadım. Zaten çocukken de komşu çocuklarıyla hiç doktorculuk oynamamıştım! Ama şu sıralar bir erkekle yatağa girdiğimde onu hep doktorum gibi görüyorum. Ne kadar çok heyecanlanırsam, bacaklarım o kadar havaya kalkıyor ve o doktor da o kadar bacaklarımın arasına giriyor... Ne demek istediğimi anlıyorsunuz. Muayene ne kadar karmaşıksa heyecanım da o kadar şiddetli oluyor. Doktor teşhise yaklaştıkça ben de orgazma ulaşıyorum. Orgazmdan sonra doktorun maskeli suratı bana doğru yaklaşıyor ve o sevgi dolu gözler bana harika durumda olduğumu söylemeden önce her şey olması gerektiği yere dönüyor."

Hayli ilginç olan bu fantezi, Friday'in kitabında yer alanlardan sadece biri. İşin ilginç yanı, bugün birçok erkek, eşlerinin ya da sevgililerinin fantezileri olabileceğini düşünmek istemiyor. "Masum bir hayal" deyip geçiştirmeyi de başaramıyor. Ya kafası takılıyor ya da "olamaz" deyip inkar ediyor.

Bir fantezi daha!
Friday'ın kitabında yer alan diğer bir fantezi ise evli bir kadına ait:

"Size 3.5 yıldır evli olduğumu söylemeliyim. Kocama cinsel fantezilerimi hiç anlatmadığımı söylemeliyim. İşte zaman zaman düşündüğüm fantezilerden biri...

Kocamla sevişirken arkadaşlarımızdan birinin benimle seviştiğini düşünmek bana müthiş bir heyacan veriyor. Başka biriyle ilişkiye girmek gibi bir isteğim yok. Ama bu ekstra heyecanı düşünmek istiyorum. Bu çok mu yanlış? Bunu kocama anlattığımı düşünemiyorum. Kesinlikle onun erkeklik egosunu incitmek istemem, bunu ona anlatmam yanlış olabilir".

En sık rastlanan fantezi örnekleri
* Kocamla sevişirken onun metresi olduğunu hayal ediyorum. Onu, gururlu karısından uzaklaştırıp baştan çıkarmaya çalışıyorum. Veya kendimi bir fahişe gibi düşlüyorum.

* Çeşitli erkeklerin yatakta nasıl olduklarını düşlüyorum. Çok mutlu bir evliliğim var, ama eğer kocamın arkadaşı bana çekici gelirse, ikimizin seviştiğine dair fanteziler kurarım. Mesela içki alırken karşılıklı durduğumuzda onu çıplak hayal ediyorum. Bundan gerçekten fiziksel olarak uyarıldığım kadar zevk alıyorum.

* Masturbasyon yaparken, beni kaçırır kaçırmaz muhteşem güzelliğime dayanamayıp bana hemen tecavüz eden bir adamı hayal ediyorum. Ya da bakireliğime önem verdiğimden yatmadığım, ama çok seksi eski sevgilimle seviştiğimi hayal ediyorum.


* Hayatımdaki erkekler hep biraz zayıftılar. Fantezilerimdeki erkekler ise daima ayaklarını yere basmasını bilen He- man tarzı adamlar. Hayalimdeki erkek beni dizine oturtup çıplak popomu bir güzel dövüyor, sonra da sevişiyoruz.


* Hayalllerimde ben bir striptizciyim, sahnede gösteri yapıyorum. Sonra da seyircilerin arasına girip bir sürü erkekle sevişiyorum.


* Ben bir erkeğin kocaman kaslarıyla ilgili hayal kuruyorum. Tam evimizin önünden her gün caddeden geçtiğini gördüm birinin. Onun siyah sakalı ve çok güzel gözleri var.


* Ayaklarımın altından sular akan bir sahilde olduğumu hayal ediyorum. Başımın dönmesi ve uçma hissi kahredici. Denizle emiliyorum. Bu olağanüstü.



 
Jul
20
    
EDA | 20 Temmuz 2008 21:47 | 0 fav | etiket:  

Cinsel yaşam, herkes için büyük önem taşır. Yaşamımızın her alanında olduğu gibi, cinsel yaşamımızda da zaman zaman sorunlarla karşılaşırız. Günlük yaşamımızda karşılaştığımız sorunları, aile bireyleriyle, arkadaşlarımızla paylaşabilir, destek ve yardım alabiliriz. Önemli bir sağlık sorunumuz olduğunda, tanıdığımız ya da yakınlarımızın önerdiği bir doktora başvururuz. Oysa cinsel sorunlarımızı hiç kimseyle paylaşamaz ve nasıl çözümleyebileceğimizi de bilemeyiz.

Konuşulmadığı için, bu sorunların sadece bizim başımıza gelen bir felaket olduğunu düşünür, uzun süre kendiliğinden çözümlenmesini bekleriz. Profesyonel yardım almaya karar verdiğimizde ise, nereye ve kime başvuracağımızı bilemez, kapı kapı dolaşıp zaman ve para kaybına uğrayabiliriz.

Cinsel sorunlar çok yaygın ve çok çeşitlidir. Bunların ayrıntılı olarak tanımlanmış bir bölümüne, cinsel işlev bozukluğu diyoruz. Son 30 yıldır, cinsel işlev bozuklukları için çeşitli tedavi programları geliştirilmiştir. Cinsel işlev bozukluğunun tipine göre değişik olmakla birlikte, cinsel tedavilerin başarı oranları çok yüksektir. Yıllarca süren bir bozukluk, doğru tedavi ile, birkaç ay gibi kısa bir sürede düzelebilmektedir.

Erken boşalma ve vajinismus gibi bazı cinsel işlev bozukluklarının düzelme oranları %90´ın üzerindedir. Cinsel istek bozuklukları, erkeklerin sertleşme bozuklukları, kadınların uyarılma ve orgazm bozuklukları daha uzun sürede düzelir. Sabit bir cinsel eşi olan bireylerde, çift tedaviye birlikte alınır ve düzelme şansı daha yüksektir.

Cinsel tedavi, ilk görüşmede, durumun tam bir değerlendirmesi ile başlar. Terapist, önce her iki eşle ayrı ayrı görüşür. Bu görüşmelerde, geçmiş cinsel yaşam özellikleri, mastürbasyon, eşli cinsel etkinlikler, ilk cinsel birleşme deneyimi, sürekli cinsel ilişkiler, kişinin yaşam boyu cinsel yanıtları açısından incelenir. Bireylerin genel sağlık durumu, geçirilmiş veya sürekli hastalıkları, kullandığı madde ve/veya ilaçlar sorgulanır. Sonra, cinsel sorunun ne zaman ve ne şekilde başladığı, nasıl değişiklikler gösterdiği, o güne kadar olan tedavi girişimleri ve bunların sonuçları incelenir.

Cinsel işlev bozukluğunun bedensel bir nedene bağlı olarak ortaya çıkabileceği düşünülürse, gerekli tetkik ve uzman muayeneleri istenir. Eşlerin her birinin cinsel sorunu nasıl gördüğü, bu sorunun çiftin ilişkisine etkileri değerlendirilir. İlişkilerinde belirgin çatışma alanları olan çiftler için, cinsel tedaviden önce veya aynı zamanda eş tedavisi gerekebilir. Çocuk istemeyen çiftlerde, bir kadın hastalıkları uzmanı yardımıyla, uygun bir doğum kontrol yöntemine başlanır.

Çiftin cinsel yaşamı ve sorunları öğrenildikten sonra, her iki eşin cinsel yanıtlarındaki bozukluklar belirlenir. Sorun oluşturan cinsel işlev bozukluğunun ne olduğuna karar verilir, cinsel işlevin ve bozuklukların fizyolojisi çifte anlatılır. Tedavinin hedefleri terapist ve çiftin işbirliği ile belirlenir. Terapist, uygulamayı düşündüğü cinsel tedavinin özelliklerini, tedavi aşamalarını, beklediği sonuçları çifte anlatır. Terapist, cinsel işlev bozukluğunun tipine ve şiddetine göre, çiftin özel durumunu da göz önüne alarak, tedavinin ne kadar süreceği ve bu sürede kaç görüşme yapılacağı hakkındaki görüşünü de açıklar.

Cinsel tedavi süreci, çiftin cinsel yaşamında özel ve yapay bir dönemdir. Her bireyin, her çiftin cinsel yaşamı sadece kendisini ilgilendirir, normal koşullarda kimseyle paylaşılması da gerekmez. Ama cinsel tedavide, terapistin cinsel yaşamın tüm ayrıntılarını öğrenmesi ve cinsel yanıtlarda istenen değişiklikleri sağlamak için farklı cinsel davranışlar önermesi gerekebilir.

Cinsel tedaviler, cinsel birleşme olmayan yeni evliler, gebe vajinismuslar gibi bazı özel durumlar dışında, acil değildir. Çiftin genel yaşamının uygun olduğu, cinsel yaşamlarına odaklanabilecekleri herhangi bir zamanda yapılabilir.

Cinsel tedavide, değişimi başlatan ve yeni cinsel becerileri öğreten terapist olmakla beraber, çiftin sorumluluğu büyüktür. Düzelmeyi sağlayan, terapistin yol göstermesiyle, eşlerin motivasyon ve çabasıdır. Cinsel tedavi sürecinin başlangıcında, çiftten bu dönemde cinsel yaşamlarına özel bir önem vermeleri ve yaşamlarının diğer bölümlerini buna göre ayarlamaları istenir.

Tedavi süresince, eşlerin birbirinden ayrı kalmasını gerektirecek 1-2 günden uzun seyahatleri olmamalıdır. Evde, özellikle eşlerden birinin aile bireylerinin uzun süreli, yatılı misafirliği planlanmamalıdır. Çift evi zorunlu olarak aile bireyleriyle paylaşıyorsa, bu kişilerin uzun süreli seyahatleri düşünülmeli, diğer aile bireylerinin bu konuda olası yardımları tartışılmalıdır. Çiftin yatak odasını sürekli veya kısmen paylaşan çocukları varsa, önce çocuğun kendi odasında yatma eğitimi tamamlanmalıdır.

Bunların hepsinin amacı, çifte cinsel yaşamlarında tam bir rahatlık sağlamaktır. Bazen çiftin banyoya yakın bir odaya taşınması ya da gıcırdayan bir yatağın değiştirilmesi gibi çok basit ev içi düzenlemeler yararlı olur. Eşlere bu dönemde birbirlerine özen göstermeleri, birbirlerinin hoşuna gidecek özel durumlar ayarlamaları da önerilir. Geçmiş ilişkilerindeki sorunlar ne olursa olsun, cinsel tedavi, genel ve duygusal ilişkilerinde de yeni bir dönem açmak için bir fırsattır.

Cinsel tedavi, çoğu zaman gecikmiş bir cinsellik eğitimidir. Cinsel işlev bozukluklarının çoğunun ardında bireyin/çiftin cinsellik konusundaki bilgi eksikliği ve yanlış cinsel inanışları yatmaktadır. Yanlış cinsel bilgilerin düzeltilip, doğru bilgilerin verilmesine ilk değerlendirme görüşmesinden itibaren başlanır. Hemen her çifte, başlangıç oturumlarında, kadın ve erkek cinsel organlarının yapısı ve işleyişi, cinsel yanıtların fizyolojisi anlatılır. Çiftin tedavinin mantığını anlayabilmesi için, önce cinsel işlev bozukluğunun işleyişini anlaması sağlanmalıdır.

Tedavi oturumlarında, eşlerin hem geçmiş cinsel yaşamlarındaki hatalı davranışlarını, hem de genel ve cinsel iletişimlerindeki aksaklıkları görmeleri sağlanır. Cinsel terapilerin başlangıcında, genellikle cinsel birleşme yasaklanır. Cinselliği bir merdiven gibi düşünürsek, basamaklar birer birer çıkılacaktır ve cinsel birleşme son basamaklardadır. Cinsel ilişkiyi, birleşmeden ibaret gören yanlış inanış çok yaygındır ve birçok cinsel soruna yol açmaktadır. Çifte yerleşik sevişme alışkanlıklarını değiştirmeye yönelik cinsel ödevler verilir. Bu ödevleri yapmadan önce, eşlerin yıkanmaları, tamamen çıplak olmaları, üstlerine bir şey örtmemeleri ve odada birbirlerini görmelerine yetecek bir ışık olması istenir. Genellikle cinsel ödevler, eşlerin öğretilen şekilde, sırayla birbirlerini okşaması ile başlar, bu sırada cinsel yanıtlarla ilgilenmemeleri, dokunmanın cinsel hazzını yaşamaları istenir. Böylece, kendilerinin ve cinsel eşlerinin bedenini farklı bir şekilde keşfetmeleri amaçlanır.

Bu çalışmada, cinsel birleşme hedefi olmadığı için, cinsel yanıt oluşturma kaygıları da azalacaktır. Bu sıralı okşama çalışması, çıplaklık gibi çeşitli kaçınmaları azaltmaya ve sevişmeye katılımı düşük olan kadınların etkinliğini arttırmaya da yardım eder.

Sevişme süreleri ve cinsel davranış çeşitliliği yeterli olan çiftlerde, okşama çalışması gerekli olmayabilir. Erken boşalma ve Vajinismus vakalarında, okşama çalışması sık kullanılmaz. Her cinsel işlev bozukluğu için, ayrı cinsel beceri geliştirme teknikleri vardır. Bunların hangisinin, kime, ne zaman, ne şekilde ve ne süreyle uygulanacağına, terapist duruma göre karar verir.

Genellikle cinsel beceri geliştirme teknikleri, basitten karmaşığa doğru hiyerarşik bir sıra izleyerek uygulanır. Hemen bütün cinsel ödevler, basit bakma ve dokunma çalışmaları ile başlar, adım adım cinsel birleşmeye kadar ilerler. Terapi oturumlarında, cinsel ödev uygulamaları tartışılır, hatalı davranışlar düzeltilir, zorlukların çözüm yolları üretilir, eşlerin her konuda duygularını paylaşmaları özendirilir. Kendilerini içtenlikle ifade etmeleri desteklenir, birbirlerini dinleyip, gerçekten anlamalarına yardım edilir. Böylece sağlıklı bir iletişim kurulmaya çalışılır. Cinsel ilişki, iki insan arasında özel bir iletişim biçimidir. Aynı zamanda,çiftin genel iletişiminin de bir parçasıdır. Bu nedenle, cinsel tedavinin odağı, cinsel yaşam olmakla beraber, çiftin genel iletişimine de olumlu katkıları olur. Cinsel tedavi sürecinde, çift birlikte bir sorun çözümleme deneyimi yaşamıştır. Paylaşılan bu olumlu deneyim, gelecekte karşılaşılacak sorunları da çözümleyebilecekleri güvenini yaratır ve eşleri birbirine yakınlaştırır.
Cerrahi tedaviler:

Son yıllarda organik ve özellikle damar kökenli cinsel iktidarsızlık tedavisinde başarılı sonuçlar elde edilmiştir. Bu başarı sertleşme sırasında kanın atar ve toplar damarlardaki akışının daha iyi bilinmesi, arteriyografi, kavernozometri (gözenekli cisme serum fizyolojik verilerek sertleşme derecesi ve süresinin ölçülmesi) gibi tanı yöntemlerindeki gelişmeler ve mikro cerrahi tekniklerindeki ilerlemelerden kaynaklanmaktadır. Cerrahi tedavi ile en başarılı sonuçlar, travmaya bağlı atardamar hasarı görülen genç hastalarda elde edilmektedir. Bu gruptaki hastalarda atardamar ağı genellikle iyi durumdadır.

Toplardamar kaynaklı cinsel iktidarsızlık 5 alt grupta incelenebilir:

1-Büyük toplardamarların doğrudan gözenekli cisim içinden çıkması. Bu durum gençlerde görülen doğuştan iktidarsızlık nedeni olabilir. 2-Akkılıf katmanındaki zayıflamalar sonucu geniş toplardamar kanallarının oluşması. Bu durum yaşlı hastalarda görülür.3-Gözenekli cisim düz kaslarının toplardamarların sıkışmasına yol açacak kadar gevşeyememesi. Bunun nedeni lifsi doku oluşumu ya da kaslarda gerilme (atrofi) ve işlevsel özelliklerin kaybolması olabilir.4-Sinir iletiminde görevli kimyasal maddelerin yetersizliği. Bu durum sinirsel ve psikolojik kaynaklı iktidarsızlıkta görülebildiği gibi, çok sigara içenlerde de görülür.5-Gözenekli cisim ile süngersi cisim arasında doğuştan olağandışı bağlantı yollarının bulunması, sürekli sertlik durumunun tedavisi sonrasında kamış başı ile gözenekli cisim arasında açık kanallar kalması ya da siyekte yapılan cerrahi girişimler sonucunda gözenekli cisim ve süngersi cisim arasında bağlantı oluşması.

Cerrahi tedavinin başarısı, toplardamar kaynaklı sertleşme bozukluğu tipinin tam olarak belirlenmesine, toplardamar sistemindeki yetmezliğin derecesine ve atardamar sisteminin durumuna bağlıdır. Yukarıdaki sıralamada 1. ve 5. gruba giren olgularda doğuştan ya da sonradan ortaya çıkan kanalın bağlanarak olağandışı toplardamar oluşumunun ortadan kaldırılması başarılı sonuçlar verir. Ama 2. ve 3. gruba giren olgulardaki cerrahi girişimlerin başarı olasılığı düşüktür. Bu olguların çoğunda kamış protezlerinin kullanılması yoluna gidilir. 4. gruptaki cinsel iktidarsızlık olgularında ise cerrahi girişim uygulanmaz.

Cerrahi girişimler kamış duyarlılığının azalmasına, kamışın kısalmasına yol açan nedbelerin ortaya çıkmasına ve ameliyat sonrası uzun süren ödem görülmesine neden olabilir.

Tedavi edilen ve uluslararası düzeyde yayınlanan olgu sayısının azlığı nedeniyle bu hastalıktaki cerrahi girişimlerin başarı oranını belirlemek zordur. Gene de tedavi edilen olguların yüzde 50’den fazlasında başarılı sonuçlar alındığı söylenebilir.

Kamış protezleri:

Sertleşme bozukluğunun tedavisinde kamış protezlerinin kullanıma girmesi de önemli bir adımdır. Bu tedavi yöntemi 50 yılı aşkın bir süredir uygulanmaktadır. İlk protezler kıkırdaktan yapılıyordu. Daha sonra doğal maddelerin çözünme sorununa karşı protez yapımında yapay maddeler kullanıma girdi. Bu dönemde iki tip protez geliştirildi: Yarı sert ve şişirilebilir protezler. Bütün hastalar için en uygun tek bir kamış protezinin bulunmadığını önceden söylemek gerekir. Yarı sert protezler şişirilebilir olanlara göre daha ekonomik, daha kalay takılabilir ve yıllar boyunca karşılaşacakları mekanik aşınmaya daha dayanıklıdırlar.

Yarı sert protezlerdeki son gelişmelerden biri bükülebilir protezlerdir. Bu protezler içerdikleri bükülebilen bir gümüş telden ötürü istenen duruma getirilebilmekte, dolayısıyla estetik açıdan daha iyi sonuçlar vermektedir.

Psikolojik ve estetik açıdan daha olumlu sonuçlar verecek, işlevsel bakımdan doğala yakın protez talebinin artması karşısında 1973’te şişirilebilir kamış protezleri geliştirildi. Gözenekli cisimler için iki silindir, bir depo ve pompadan oluşan bu protezin, olumlu özellikleri yanında silindir, bir depo ve pompadan oluşan bu protezin, olumlu özellikleri yanında silindirlerden sıvı kaçağı, silindirlerin genişlemesi ve enfeksiyon tehlikesinin yüksekliği gibi yan etkileri de vardır. Şişirilebilir protezlerin olumsuz yönleri yıllardan beri sürdürülen araştırmalarla giderilmeye çalışılmaktadır.

Kamış protezi takılacak hastaların kendilerine uygulanacak yöntemin yan etkileri ve yaratacağı sorunlara ilişkin bilgilendirilmesi gereklidir. Protez psikolojik muayeneler ve testlerden sonra takılmalıdır. Ayrıca bu girişimin geriye dönüşsüz olmadığı, hoşnut kalmama durumunda başka bir protezin denenebileceği de anlatılmalıdır.

Dışarıdan uygulanan araçlar:

Cinsel iktidarsızlığın tedavisinde dışarıdan uygulanan araçlardan da kasaca söz etmekte yarar vardır. Burada dölyoluna girişi sağlayacak kadar sertleşme ve sertleşmenin sürmesini sağlayan araçlara değinilecektir. Bunlar temel olarak vakumla kamışa kan hücumunu sağlayan ve bu kanı bir süre koruyan aygıtlardır. Osborne’un ErecAid System’i plastik silindir, emme yaratan pompa, bağlantı borusu ve esnek banttan oluşur. Kamış silindir içine yerleştirilir. Daha sonra pompa yardımıyla sağlanan emme kuvvetinin yarattığı negatif basınçla kamışa kan hücum etmesi sağlanır. Böylece normaldekine benzer bir sertleşme elde edilir. Sertleşmenin sürekliliği penis kökünü saran esnek bantla sağlanır. Bu işlemlerden sonra sertleşmiş kamış silindirden çıkarılır. Sertlik 30 dakikadan az bir süre boyunca korunabilir.

Daha değişik bir tasarımın ürünü olan Synergist Erection System’de saydam silikondan yapılmış bir prezervatif kullanılır. Yumuşak kamışı destekleyecek kadar sert olan bu prezervatif kamışa geçirildikten sonra bir boru yardımıyla emme kuvveti yaratılır. Daha sonra borudaki vana kapatılarak penis köküne doğru katlanır. Kullanıldıktan sonra vana açılarak araç çıkarılır.

Bu araçların görece kullanışlı, güvenilir ve ekonomik olma üstünlükleri vardır. Ayrıca cerrahi girişim gerektirmedikleri ve başka ilaç tedavileri ile etkileşim göstermedikleri için istediği an kullanılabilirler. En önemli olumsuz yönleri ise belirli bir el yatkınlığı istemeleri ve sertleşme süresinin yarım saatin altında kalmasıdır. Ayrıca bu araçların pıhtılaşma bozukluğu olan hastalarda son derece dikkatli kullanılması gerekir.

Cinsel yaşam, herkes için büyük önem taşır. Yaşamımızın her alanında olduğu gibi, cinsel yaşamımızda da zaman zaman sorunlarla karşılaşırız. Günlük yaşamımızda karşılaştığımız sorunları, aile bireyleriyle, arkadaşlarımızla paylaşabilir, destek ve yardım alabiliriz. Önemli bir sağlık sorunumuz olduğunda, tanıdığımız ya da yakınlarımızın önerdiği bir doktora başvururuz. Oysa cinsel sorunlarımızı hiç kimseyle paylaşamaz ve nasıl çözümleyebileceğimizi de bilemeyiz.

Konuşulmadığı için, bu sorunların sadece bizim başımıza gelen bir felaket olduğunu düşünür, uzun süre kendiliğinden çözümlenmesini bekleriz. Profesyonel yardım almaya karar verdiğimizde ise, nereye ve kime başvuracağımızı bilemez, kapı kapı dolaşıp zaman ve para kaybına uğrayabiliriz.

Cinsel sorunlar çok yaygın ve çok çeşitlidir. Bunların ayrıntılı olarak tanımlanmış bir bölümüne, cinsel işlev bozukluğu diyoruz. Son 30 yıldır, cinsel işlev bozuklukları için çeşitli tedavi programları geliştirilmiştir. Cinsel işlev bozukluğunun tipine göre değişik olmakla birlikte, cinsel tedavilerin başarı oranları çok yüksektir. Yıllarca süren bir bozukluk, doğru tedavi ile, birkaç ay gibi kısa bir sürede düzelebilmektedir.

Erken boşalma ve vajinismus gibi bazı cinsel işlev bozukluklarının düzelme oranları %90´ın üzerindedir. Cinsel istek bozuklukları, erkeklerin sertleşme bozuklukları, kadınların uyarılma ve orgazm bozuklukları daha uzun sürede düzelir. Sabit bir cinsel eşi olan bireylerde, çift tedaviye birlikte alınır ve düzelme şansı daha yüksektir.

Cinsel tedavi, ilk görüşmede, durumun tam bir değerlendirmesi ile başlar. Terapist, önce her iki eşle ayrı ayrı görüşür. Bu görüşmelerde, geçmiş cinsel yaşam özellikleri, masturbasyon, eşli cinsel etkinlikler, ilk cinsel birleşme deneyimi, sürekli cinsel ilişkiler, kişinin yaşam boyu cinsel yanıtları açısından incelenir. Bireylerin genel sağlık durumu, geçirilmiş veya sürekli hastalıkları, kullandığı madde ve/veya ilaçlar sorgulanır. Sonra, cinsel sorunun ne zaman ve ne şekilde başladığı, nasıl değişiklikler gösterdiği, o güne kadar olan tedavi girişimleri ve bunların sonuçları incelenir.

Cinsel işlev bozukluğunun bedensel bir nedene bağlı olarak ortaya çıkabileceği düşünülürse, gerekli tetkik ve uzman muayeneleri istenir. Eşlerin her birinin cinsel sorunu nasıl gördüğü, bu sorunun çiftin ilişkisine etkileri değerlendirilir. İlişkilerinde belirgin çatışma alanları olan çiftler için, cinsel tedaviden önce veya aynı zamanda eş tedavisi gerekebilir. Çocuk istemeyen çiftlerde, bir kadın hastalıkları uzmanı yardımıyla, uygun bir doğum kontrol yöntemine başlanır.

Çiftin cinsel yaşamı ve sorunları öğrenildikten sonra, her iki eşin cinsel yanıtlarındaki bozukluklar belirlenir. Sorun oluşturan cinsel işlev bozukluğunun ne olduğuna karar verilir, cinsel işlevin ve bozuklukların fizyolojisi çifte anlatılır. Tedavinin hedefleri terapist ve çiftin işbirliği ile belirlenir. Terapist, uygulamayı düşündüğü cinsel tedavinin özelliklerini, tedavi aşamalarını, beklediği sonuçları çifte anlatır. Terapist, cinsel işlev bozukluğunun tipine ve şiddetine göre, çiftin özel durumunu da göz önüne alarak, tedavinin ne kadar süreceği ve bu sürede kaç görüşme yapılacağı hakkındaki görüşünü de açıklar.

Cinsel tedavi süreci, çiftin cinsel yaşamında özel ve yapay bir dönemdir. Her bireyin, her çiftin cinsel yaşamı sadece kendisini ilgilendirir, normal koşullarda kimseyle paylaşılması da gerekmez. Ama cinsel tedavide, terapistin cinsel yaşamın tüm ayrıntılarını öğrenmesi ve cinsel yanıtlarda istenen değişiklikleri sağlamak için farklı cinsel davranışlar önermesi gerekebilir.

Cinsel tedaviler, cinsel birleşme olmayan yeni evliler, gebe vajinismuslar gibi bazı özel durumlar dışında, acil değildir. Çiftin genel yaşamının uygun olduğu, cinsel yaşamlarına odaklanabilecekleri herhangi bir zamanda yapılabilir.

Cinsel tedavide, değişimi başlatan ve yeni cinsel becerileri öğreten terapist olmakla beraber, çiftin sorumluluğu büyüktür. Düzelmeyi sağlayan, terapistin yol göstermesiyle, eşlerin motivasyon ve çabasıdır. Cinsel tedavi sürecinin başlangıcında, çiftten bu dönemde cinsel yaşamlarına özel bir önem vermeleri ve yaşamlarının diğer bölümlerini buna göre ayarlamaları istenir.

Tedavi süresince, eşlerin birbirinden ayrı kalmasını gerektirecek 1-2 günden uzun seyahatleri olmamalıdır. Evde, özellikle eşlerden birinin aile bireylerinin uzun süreli, yatılı misafirliği planlanmamalıdır. Çift evi zorunlu olarak aile bireyleriyle paylaşıyorsa, bu kişilerin uzun süreli seyahatleri düşünülmeli, diğer aile bireylerinin bu konuda olası yardımları tartışılmalıdır. Çiftin yatak odasını sürekli veya kısmen paylaşan çocukları varsa, önce çocuğun kendi odasında yatma eğitimi tamamlanmalıdır.

Bunların hepsinin amacı, çifte cinsel yaşamlarında tam bir rahatlık sağlamaktır. Bazen çiftin banyoya yakın bir odaya taşınması ya da gıcırdayan bir yatağın değiştirilmesi gibi çok basit ev içi düzenlemeler yararlı olur. Eşlere bu dönemde birbirlerine özen göstermeleri, birbirlerinin hoşuna gidecek özel durumlar ayarlamaları da önerilir. Geçmiş ilişkilerindeki sorunlar ne olursa olsun, cinsel tedavi, genel ve duygusal ilişkilerinde de yeni bir dönem açmak için bir fırsattır.

Cinsel tedavi, çoğu zaman gecikmiş bir cinsellik eğitimidir. Cinsel işlev bozukluklarının çoğunun ardında bireyin/çiftin cinsellik konusundaki bilgi eksikliği ve yanlış cinsel inanışları yatmaktadır. Yanlış cinsel bilgilerin düzeltilip, doğru bilgilerin verilmesine ilk değerlendirme görüşmesinden itibaren başlanır. Hemen her çifte, başlangıç oturumlarında, kadın ve erkek cinsel organlarının yapısı ve işleyişi, cinsel yanıtların fizyolojisi anlatılır. Çiftin tedavinin mantığını anlayabilmesi için, önce cinsel işlev bozukluğunun işleyişini anlaması sağlanmalıdır.

Tedavi oturumlarında, eşlerin hem geçmiş cinsel yaşamlarındaki hatalı davranışlarını, hem de genel ve cinsel iletişimlerindeki aksaklıkları görmeleri sağlanır. Cinsel terapilerin başlangıcında, genellikle cinsel birleşme yasaklanır. Cinselliği bir merdiven gibi düşünürsek, basamaklar birer birer çıkılacaktır ve cinsel birleşme son basamaklardadır. Cinsel ilişkiyi, birleşmeden ibaret gören yanlış inanış çok yaygındır ve birçok cinsel soruna yol açmaktadır. Çifte yerleşik sevişme alışkanlıklarını değiştirmeye yönelik cinsel ödevler verilir. Bu ödevleri yapmadan önce, eşlerin yıkanmaları, tamamen çıplak olmaları, üstlerine bir şey örtmemeleri ve odada birbirlerini görmelerine yetecek bir ışık olması istenir. Genellikle cinsel ödevler, eşlerin öğretilen şekilde, sırayla birbirlerini okşaması ile başlar, bu sırada cinsel yanıtlarla ilgilenmemeleri, dokunmanın cinsel hazzını yaşamaları istenir. Böylece, kendilerinin ve cinsel eşlerinin bedenini farklı bir şekilde keşfetmeleri amaçlanır.

Bu çalışmada, cinsel birleşme hedefi olmadığı için, cinsel yanıt oluşturma kaygıları da azalacaktır. Bu sıralı okşama çalışması, çıplaklık gibi çeşitli kaçınmaları azaltmaya ve sevişmeye katılımı düşük olan kadınların etkinliğini arttırmaya da yardım eder.

Sevişme süreleri ve cinsel davranış çeşitliliği yeterli olan çiftlerde, okşama çalışması gerekli olmayabilir. Erken boşalma ve Vajinismus vakalarında, okşama çalışması sık kullanılmaz. Her cinsel işlev bozukluğu için, ayrı cinsel beceri geliştirme teknikleri vardır. Bunların hangisinin, kime, ne zaman, ne şekilde ve ne süreyle uygulanacağına, terapist duruma göre karar verir.

Genellikle cinsel beceri geliştirme teknikleri, basitten karmaşığa doğru hiyerarşik bir sıra izleyerek uygulanır. Hemen bütün cinsel ödevler, basit bakma ve dokunma çalışmaları ile başlar, adım adım cinsel birleşmeye kadar ilerler. Terapi oturumlarında, cinsel ödev uygulamaları tartışılır, hatalı davranışlar düzeltilir, zorlukların çözüm yolları üretilir, eşlerin her konuda duygularını paylaşmaları özendirilir. Kendilerini içtenlikle ifade etmeleri desteklenir, birbirlerini dinleyip, gerçekten anlamalarına yardım edilir. Böylece sağlıklı bir iletişim kurulmaya çalışılır. Cinsel ilişki, iki insan arasında özel bir iletişim biçimidir. Aynı zamanda,çiftin genel iletişiminin de bir parçasıdır. Bu nedenle, cinsel tedavinin odağı, cinsel yaşam olmakla beraber, çiftin genel iletişimine de olumlu katkıları olur. Cinsel tedavi sürecinde, çift birlikte bir sorun çözümleme deneyimi yaşamıştır. Paylaşılan bu olumlu deneyim, gelecekte karşılaşılacak sorunları da çözümleyebilecekleri güvenini yaratır ve eşleri birbirine yakınlaştırır.



 
Jul
20
    
EDA | 20 Temmuz 2008 21:45 | 0 fav | etiket:  

İnsanlann uykuda cinsel tepkiler yaşayabildiği, bilinen bir gerçektir. En eski dini kitap olan Tevrat'da, uykusunda orgazma gelen adamın bu "pislikten" kurtulmak için yıkanmasını buyuran ayetler vardır. Ancak olay salt erkeğe özgüymüş gibi ele alınmaktadır.

Aslında 1950 ortalarına kadar kadınlarda da bu türden bir cinsel boşalma olduğu bilinmiyordu. Kinsey ve arkadaşlarının yaptığı araştırmalar ilk aydınlatıcı adımlar olmuştur. İrade dışı; uykuda orgazmlar özellikle erkeklerde hemen her zaman cinsel rüyalarla birlikte gerçekleşir. Uyku sırasında günlük çekingenliklerimiz ve öğrenilmiş denetimlerimiz, çok daha az etkin olduğundan birçok bilinçaltı dileklerimiz zararsız, simgesel biçimde rüya olarak ortaya çıkarlar. Bilinçli yasaklamaların etkisinin azalması, çoğu kimsenin, özellikle kadınların, uykuda çok daha hızlı orgazma gelmelerini de açıklar.
Bugün genellikle uykuda orgazmın gerekli ve sağlıklı olduğu hatta cinsel perhiz durumlarında "doğal" bir ikame yolu oluşturduğu düşünülür. Oysa Kinsey'in raporları bunun doğru olmadığını göstermektedir. Bu araştırma sonuçlarına göre; örneğin haftada birkaç kez cinsel birleşmeyle orgazma gelme olanağından yoksun kalan bir kadının uykusunda yaşadığı orgazm sayısı, yılda ancak birkaç kezlik bir artış göstermiştir. Oysa bazı kadınların uykuda orgazm sayıları, cinsel birleşmede orgazmlarının artmasıyla oranlı olarak artış göstermiştir. Yani aslında, uykuda orgazm insan vücudunun doğal bir işlevi olup, bilinçli cinsel eylemin ikamesi değildir.



 
Jul
20
    
EDA | 20 Temmuz 2008 21:45 | 0 fav | etiket:  
YİYECEKLERİN CİNSEL İLİŞKİDEKİ ROLÜNÜ ARAŞTIRAN UZMANLARDAN ERKEKLERE ÖZEL "AŞK MENÜSÜ"
Mükemmel seks için "kahvaltıda çilek"
Cinsel gücünüzü arttırmak için dağ bayır dolaşıp adını bile duymadığınız otların peşinde koşmaya gerek yok. Bilimadamları doğru zamanda, doğru miktarda alınan vitamin ve minarellerin cinsel gücü arttırdığını belirtiyor. Yatağa girmeden önce hangi yiyeceklere iltifat etmek gerektiğini saptayan uzmanlar, bu bilgilerden yola çıkarak erkeklere özel bir de menü hazırladı. Deneyin, hem afrodizyak kâbusundan kurtulacaksınız, hem de karnınız doyacak....
Arayış çok eskilere dayanır. Cinsel gücü arttırmak için afrodizyakların peşine düşen insanoğlunun bu serüveni daha ne kadar sürer bilinmez, ama bu arayışın her toplumda farklı bir "afrodizyak kültürü" yarattığını söyleyebiliriz.
Çin'de, dokununca şiştiği için erkeğe iktidar gücü vereceği düşünülen deniz salyangozundan yapılmış bir yemek afrodizyak kabul edilir örneğin. Başka bir ülkede "erkek keklik başı," bir diğerinde ise "suaygırı burnu" gözde yiyecekler arasındadır. Seçenekler saymakla bitmez ve bu çeşitlilik, işin ciddiyetini anlamaya yeter de artar bile.

Psikologlar, yenmez yutulmaz gibi görünse de bütün bu ilginç seçeneklerin varolan duruma katkısı olabileceğini söylüyor. Ama siz yine de "Ağzımın tadını bozmayayım" diyenlerdenseniz üzülmeyin; cinsel gücü arttıran afrodizyakları arayacağınıza vitamin, mineral ve çeşitli otlardan oluşan lezzetli bir diyetle de isteğinize kavuşabilirsiniz.

Cinsel gücü arttırmak için vücudun ihtiyacı olan yiyeceklere nasıl ulaşacağınızı, hangisinden ne kadar kullanmanız gerektiğini araştıran diyet uzmanları erkeklere özel bir menü bile hazırladı: Ama önce sizi "uçuracak" vitamin ve minarelleri, doğru yiyecekleri tanımanız gerekiyor. Uzmanlar bu ayrıntıları Amerikan "Men's Health" dergisine anlattı.



Seks minerali çinko
Doğru vitamin ve mineraller kullanıldığında ve doğru miktarlarda alındığında erkeklerin cinsel güçlerini kolayca arttırabileceklerini söyleyen uzmanlar işe çinkoyla başlıyor. Gerçi tüm mineraller vücut için önemlidir ama çinko, diğerleri arasında "ağır işçi" olarak bilinir, yani ağır işleri yapan mineraldir. Eğer kısır değilseniz, gücünüz hâlâ yerindeyse, rahatça ereksiyon olabiliyor ve bu durumun daha uzun yıllar sürüp gidecebileceğini hissediyorsanız herşeyi çinkoya borçlusunuz. Bu mineral sperm üretimi için çok önemli. Çinko stoğunun azalması ise, sperm sayısının ve testosteron seviyesinin düşmesine neden oluyor.

Her ereksiyon için günlük ihtiyacınızın üçte biri kadar, yani 5 mg. çinko harcarsınız. Ancak harcanan çinkoyu geri almak da kolaydır. İrice bir biftek günlük çinko ihtiyacınızın tümünü karşılarken, tek bir istiridye "depoyu doldurur." Hindi, tahıl ve baklagillerde de bol çinko bulunur.



Kerevizin gücü
Hâlâ kadınları size kul köle edecek parfümü arıyorsanız boş yere uğraşmayın. Tek ve gerçek seks iksirini arayan bilimadamları araştırmalarını, kerevizde de bulunan güçlü erkeklik hormonu androsteron üzerinde yoğunlaştırdı. Araştırmalara göre androsteron vücuda girdikten sonra terle dışarı atılıyor. Siz kereviz yedikten sonra, tam anlamıyla kokusunu alamasa da partnerinizin, kadınları çektiğine inanılan androsteron sayesinde size iyice sokulduğunu göreceksiniz. Kereviz sayesinde yıllık ortalama performansınız öyle aman aman artmasa da düşük kalorili, bol lifli bir yiyecek yemiş, dişlerinizi temizleyip, ağız kokunuzu gidermiş olursunuz.



"Kahvemi yatağa isterim"
Sabah içtiğiniz bir fincan kahve sadece "afyon patlatmıyor." Günde en az bir fincan kahve içen erkek ve kadınların, kendilerini diğer insanlara göre en az iki kat daha fazla seksi hissettikleri söylenir. Bunu uygulayan erkeklerin aynı zamanda ereksiyon sorunuyla da daha az karşılaştıkları bilinir. Uzmanlar sabah içilen bir fincan kahvenin cinsel gücü olumlu etkileyeceğini söylüyor. Ama siz yine de temkinli olun ve fincan sayısını abartmayın. Art arda içilen kahveler sizi giderek daha seksi değil, daha sinirli yapabilir; unutmayın.



Serotonin düştü, süt iç!
Artık güzel kadınları gördüğünüzde kendinizi iyi hissetmiyor, ereksiyon süreniz giderek azalıyor, sperm sayınız bir elin parmaklarını geçmiyorsa, sorunun kaynağı serotonin seviyesinin düşüklüğü olabilir. Bu son derece gerekli "madde"yi beyin, içinde karbonhidrat ve triptofan bulunan besinleri birlikte aldığınızda üretiyor. Bir amino asit olan triptofan et ve süt ürünlerinde bulunur.

Serotonin seviyesini düşüren etkenlerin başında stres geliyor. Belki de bu yüzden uyku getiren bir madde olan triptofan, serotonin üretme denkleminin temel taşlarından biri. Triptofan ve karbonhidratları birlikte yediğinizde rahatlayıp gevşediğiniz için vücudunuz serotonin üretme fırsatını buluyor. Serotonin üretilince de gücünüz yerine geliyor. Vücudunuzdaki triptofan seviyesi için endişelenmeyin. Balık, tavuk ya da kırmızı eti, ekmek ya da hamurişiyle yerseniz sorun kalmıyor.



Kalsiyumu unutmayın
Kalsiyum yoksa havai fişek gösterisi de yok. Orgazmdan sorumlu(!) olanlar da dahil, bütün kaslarınız kasılıp gevşerken vücudunuz yakıt olarak kalsiyum kullanır. Süt ürünleri, balık (özellikle konserve sardalya), ekmek ve yeşil sebzeler kalsiyum açısından zengindir.



Kolesterol; çoğu zarar
Kuru fasulye, yulaf ezmesi ve kabuklu meyveler gibi kolesterol düşüren yiyecekler dolaşım sisteminin düzenlenmesini de sağlar. Kolesterolün tıkayabileceği damarların arasında ereksiyonu sağlayan damar da var. Bu yüzden kızartma, yağ ve kırmızı et gibi kolesterol yükselten yiyeceklerden kaçınmak yararlı olacaktır. Ereksiyon sırasında penise normalden on kat daha fazla kan gider, ancak damarlar tıkanırsa sertleşme istendiği ölçüde olmaz.

Kolesterol miktarını kontrol altına almanın en iyi yolu diyetinizin en fazla yüzde 30'unu yağa ayırmanızdır.




VİTAMİNLERİN DİLİ





B: Aşkın yakıtı
Eğer vücudunuzdaki tiamin ve niasin seviyeleri düşükse yatakta bir Ferrari olmanız mümkün değil. Kuşkonmaz, tahıl, fıstık gibi ürünlerden alınabilen B vitaminindeki tiamin maddesi vücut hücrelerinizin ürettiği enerji miktarını arttırıyor. Et ve baklagillerde mevcut niasin ise kanı sulandırarak akışını hızlandırır. Bu durum, mutlu sona yaklaşırken vites değiştiren kalbinizi de oldukça rahatlatır. Üstelik niasin, testosteron yapımı için de gereklidir.

Çoğu kişi B vitaminini normal diyetle yeterli düzeyde alır. Özellikle alkol niasin seviyesini düşürdüğü için dikkatli tüketilmelidir.

"C"anım de bana
C vitamini deriyi yumuşak ve canlı tutarak karşı cinsi cezbetmenizi sağlar. Bir antioksidan olarak spermlerinizi serbest radikallerden korur. C vitaminin portakalsuyu, çilek ve kivide bulunduğunu biliyorsunuz. Ama domates ve yeşil sebzelerde de C vitamini bulabileceğinizi unutmayın.

"E"ee, dile kolay!
E vitamini testosteronun parçalanmasını engellediği için libidonuzu göklere çıkarır. Fındık, yağlı tohumlar, tahıllar, meyve ve sebzelerin hepsi iyi kaynaklardır. Ayrıca E vitaminini tablet olarak bulmak da mümkün. Ama günde 100 UI'dan fazla almamalısınız çünkü yüksek dozların tansiyonu arttırdığı biliniyor.




MENÜYE BAKMADAN YATMA
Afrodizyak peşinde koşacak gücünüz ve zamanınız yoksa endişelenmeyin. Yediklerinize dikkat ederek de cinsel gücünüzü koruyabileceğinizi söyleyen uzmanlar özel bir menü de hazırladı.

Kahvaltı
Bir fincan koyu kahve (kafein patlaması için)
Bir kase çilek (C vitamini)
İki dilim kızarmış esmer ekmek (kalsiyum, tiamin)
Muz (riboflavin)
Yarım tas sütün içine Müsli (çinko, kalsiyum)

Öğle yemeği
Etli sandviç (çinko, kalsiyum, tiamin)
Bir bardak süt (kalsiyum)
Fırında patates (C vitamini)
Bezelye (niasin)

Akşam yemeği
Tavuk göğüs (niasin)
Pilav (prostatınızı korumak için)
Kuşkonmaz (tiamin)

Ara öğünler
Yarı yağlı yoğurt (kalsiyum)
Fıstık (tiamin)
Kereviz (androsteron)

Kalori: 2200; Protein: 152 gr. (toplam kalorinin % 27'si), Karbonhidrat: 246 gr. (% 44), Yağ: 74 gr. (% 30), Lif: 25 gr., Kolesterol: 282 mg., Sodyum: 1589 mg


 
Jul
20
    
EDA | 20 Temmuz 2008 21:44 | 0 fav | etiket:  

Seksilik sadece vücudumuzun belli bir bölgesine atfedilecek bir durum değil tabii... Her ne kadar erkeklere öyle geliyorsa da, seksi bir kadın aslında bakımlı kadın demektir.

 
 

 O halde hemen şu önerileri uygulayın ki, durmadan en seksi kadın seçilen kimi ünlü kadınlardan bir farkınız kalmasın.
Neyimiz eksik di mi?

 
   
   Dudaklar için
Seksi dudaklara sahip olmak için iki seçeneğiniz var, ya kırmızı renkte ruj ya da dudağın doğal rengi. İlk durumda kırmızının teninizle uyumlu bir tonunu yakalamanız gerekiyor. Rujun düzgün ve kalıcı olması için ruju fırçayla sürebilirsiniz. Ruju sürdükten sonra bir kat da parlatıcı kullanın. Dudaklarınızın doğal renginde kalmasını istiyorsanız sadece parlatıcı sürün.


   Göğüsler için
İçinde pırıltılar bulunan bir kremi dekolte bölgenize sürün! Teniniz beyazsa pembe tonlarında ışıltılar taşıyan kremi tercih edin. Yanık tenliyseniz, tercihinizi altın rengi ışıltılar taşıyan bir kremden yana kullanın. Büyük bir fırça ile iki göğsünüzün arasına bronz toz pudra sürmeniz de göğüslerinizin daha yuvarlak görünmesini sağlar.


   Saçlar için
Saç renginizin birkaç ton açığından gölgeler yaptırarak her zaman "ışıltılı" görünebilirsiniz. Bir başka öneri de saçınıza parfüm sürmeniz. Ensede bol toplanmış topuzun her zaman seksi göründüğünü de hatırlatalım. Uzun saçlıysanız saçınızı gün için de fırçalamayı ihmal etmeyin.


   Ayaklar için
Bacaklarınız bronzsa pırıltıları olan kremlerden sürebilirsiniz. Topuklarınızın pembe görünmesini de sağlamalısınız. Ve tabii ayakkabı seçimi. Topuklu, sivri ayakkabıların seksi olduğu kesin. Ancak rahatsız ayakkabılar duruşunuzu bozup nasırlara sebeb olabileceğinden ayakkabı seçiminde rahatlığı ve kaliteyi ön planda tutun.

   Boyun için
Ensenizi açıkta bırakacak bir saç modeli boynunuzu gözler önüne serecektir. Birkaç damla parfüm, boyuna sürülen tem renginde pudra, hafif sarkıntılı küpeler dikkati boyuna çekmek için yeterli. Boynu tümüyle açıkta bırakmak ya da ince bir kolye takmak da size kalmış bir seçim.

   Eller için
Tırnaklarınızın hepsi aynı uzunlukta olmalı. Tırnaklarınız farklı boylarda ise tercihinizi doğal renklerden yana kullanın. Kısa kesilmiş ve parlatıcı ile doğal bir görünüm almış tırnaklar da seksi olabilirler. Enteresan, ama çok dikkat çekici olmayan bir yüzük de farklı bir stil yaratmanızı sağlayabilir.



 
Jul
20
    
EDA | 20 Temmuz 2008 21:41 | 0 fav | etiket:  

Tekdüze giden seks hayatınızı renklendirmek elinizde. Bunun için farklı şeyler denemelisiniz. Nasıl mı, işte size hem partnerinizi hem de sizi mutlu edecek öneriler...

Beklenmeyeni yapın: İlişkinizdeki monotonluğu ortadan kaldıracak tek şey şaşırtıcı bir şeyler yapmaktır. Küçük sürprizler, şaşırtıcı dokunuşlar...

Romantizmi arttırın: Sevgilinizle birlikte güzel bir gece geçirmeyi planları yaparken bazı detayları da sakın ihmal etmeyin. Yakılan birkaç mum, odaya yayılan hoş bir koku ve hafifçe çalan romantik bir müzik romantizmin doruğa ulaşmasında en büyük yardımcılarınız olacak. Böylece partnerizini baştan çıkarmanız da çok kolaylaşacak.

Rahat ama seksi giyinin: Kendinizi seksi hissetmeniz için öncelikle rahat olmanız gerekli. Eğer vücudunuzun herhangi bir bölümüyle ilgili rahatsızlık duyuyorsanız uygun iç çamaşırlarıyla bu kusuru kolaylıkla saklayabilirsiniz. Güven afrodizyak gibidir ve yatak odasında ne kadar iyi görünürseniz o kadar güzel bir gece geçirirsiniz.

Partnerinizin ne istediğini düşünün: Seks hayatınızda yeni bir adım atmak istiyorsanız partnerinizi memnun etmek için zaman harcayın. İlişki sırasında kulağına hoş şeyler fısıldayın.

Sadece kendi isteklerinize yoğunlaşın: Onlara ne istediğinizi söyleyin. İster inanın ister inanmayın ama erkekler sizi neyin harekete geçirdiğini bilmek ister. Hatta buna önem verirler. Sizi mumnun etmekten gurur duyarlar. Asıl önemli olanın ikinizin de mutlu olması gerektiğini unutmayın ve bunun için çaba sarfedin.

Yeni bir yer deneyin: Mekan değişikliği yaparak seks hayatınıza biraz yenilik ve heyecan katabilirsiniz. Bir otel odası kiralayın, başka bir odayı deneyin ya da hiç akla gelmeyecek yerler seçin... Unutmayın seçeneklerin sonu yoktur.

Duygularınızı saklamayın: Kendinizi ve duygularınızı açığa vurmaktan sakın korkmayın ve bu kouda mümkün olduğunca kendinizi özgür hissedin. Nasıl hissettiğinizi dile getirin ve hoşlandığınız şeyleri yapmaktan asla çekinmeyin.

Konuşmadan harekete geçin: Sessizlik kimi zaman heyecanlandırıcı olabilir. Bu fikir özellikle partneriniz eve geldiği anda hiç konuşmadan onu çekip birlikte olduğunuz zaman işe yarayabilir.

Buz ya da filmler işinize yarayabilir: Yeni bir şeyler denemeye ne dersiniz? İlişikiniz zaten mükemmelse yeni bir şey denemek onu daha da değerli kılacaktır. Göz bağı, filmler, buz, oyuncaklar…. Bu arada isterseniz sadece kendiniz hayal edin ya da partnerinizle paylaşın ama fantazileri de sakın yabana atmayın. Asıl önemlisi yaratıcı olmak.

Her dokunuş önemlidir: Seksten aldığınız keyfi arttırmak istiyorsanız yeni pozisyonlar denemelisiniz. Bu tabii ki alıştığınız ve hoşunuza gidenleri unutmanız anlamına gelmiyor ama denemekten de korkmayın. Böylece rutinden kurtulmuş olacaksınız. Aldığınız zevki görünce emin olun siz de çok şaşıracasınız.