Cinsellik yaşamımızda önemli bir yer tutar. Cinsel tabularımız ne kadar azsa, haz alabileceğimiz şeyler de o kadar artacaktır . Oysa toplumsal ahlâk, cinselliği evlilik ve üreme dışında, her zaman olumsuz yargılamış ve gizliliğe itmiştir. Cinsellik, değişik çağlarda, değişik toplumlarda, hep bir takım yasaklarla çevrelenmiştir. Bunlar zamana ve topluma göre değişiklikler gösterse de, yasaklar her zaman bireyleri etkilemiş, haz ile suçluluk duyguları at başı gitmiştir. Çoğumuz, yalnızca cinsel davranışlarımızdan değil, fantezilerimizden bile suçluluk duyarız. Yetişme çağlarından itibaren, toplumsal çevrede bize aşılanan cinsel değer yargıları , yalnızca cinsel davranışlarımızı değil, hayal dünyamızı bile sınırlamaya yöneliktir . Yaşamımızın diğer alanlarında hayal kurabiliriz, bunlardan suçluluk duymak aklımıza bile gelmez, bu hayallerin gerçeğe uygun olmasını da beklemeyiz.
Ama cinsel fantezilerimiz varsa,
bunların ''normal'' olup olmadığını, bunlar nedeniyle ''cinsel sapkın''
olup olmadığımızı merak eder, kendimizi suçlar dururuz. Oysa fantezilerimiz , her konuda olduğu gibi, cinsellikte de yaşamı renklendiren, kişiye özel kılan, değişkenlik kazandıran, yaratıcı motiflerdir . Cinsel yaşamımızı monotonluktan, sıradanlıktan uzaklaştırıp, zenginleştirirler.
Cinsel fantezilerimizin içeriği ne olursa olsun, kimseye zararları yoktur. Gerçek
yaşamda uygulanmaları gerekmez, hatta kurduğumuz fantezileri gerçekten
yaşamak istememiz de gerekmez. Onlar yalnızca fantezidir, cinsellikten
aldığımız hazzı arttırırlar. Cinsel fantezilerimiz, bize özeldir ,
kimseyle, cinsel eşimizle de her zaman paylaşmak zorunluluğumuz yoktur.
Sadece, sabit bir cinsel fantezi veya davranışın, cinsel uyarılma ve haz için zorunlu olduğu durumlarda parafili dediğimiz, cinsel sapkınlık söz konusu olur.
